Belki Rüyanda Uçarsın

Çıkmaz bir sokağın hüznü kaplamış dudaklarını. 

Oyun oynayan çocuklar beslenme çantasına atlayıp gitmiş. 

Bir rüya dönüp dolaşıp konmuş başucuna
Bir dilek tutayım demişsin kayıp gitmiş avuçlarından

Hüzün kanatmış dudaklarını ve sonra dökülmüş ağzından:

 – Belki rüyanda uçarsın ve değişir her şey…

Reklamlar

Hikayeden Bavul

                             Berfin bebeğe…

Gözlerimin rengini görmeden,

Denizi gördü annem. 

Bir rüzgara atlayıp kaçmış

Uzak iklimlerden…

Annem hep korkardı rüzgarlardan

Ve korkardı bir rüzgarla savrulup gideceğimden. 

Eteğinden tutarak geçtim kıtaları,

Önce kalem çekti kaşlarıma

Sonra yüzünü çizde yüzüme. 

Sonra…

Küçükken kendimi bavul sanırdım

Hikayeden bir bavul. 

Annem kandilsiz gecelerden süzdüğü masalları doldururdu içime

Hep tilki, kurt ve aslan olurdu. 

Sonu gelmezdi hikayelerin,

Ağzım hep açık kalırdı. 

KIYIYA VURAN ÇOCUKLAR RÜYA GÖRÜR MÜ?

11987014_1161381597212330_264539433218994559_n

Üç tarafı denizlerle çevrili ülkemizin kıyılarına dalgalar değil; hayatında ilk defa denizi görmüş çocukların rüyaları vuruyor… Rüyalar bir kenara savruluyor, bir kısmı gökyüzüne çıkıyor ama o küçük, ufacık beden duruyor orta yerde. Bu saatten sonra o küçük çocuğa bakışlarımızdan başka verebileceğimiz bir şey yok. Kimi üzgün, kimi çaresiz ama en çok da görmezden gelen bakışlar…

Hey siz, çekin bakışlarınızı o küçük bedenin üzerinden. Onun sizin bakışlarınıza ihtiyacı yok! Bir çocuk rüya göremeyecekse eğer bu dünyada anlam aramayın. Bir kaç selfie yapın, kıyıya uzattığınız ayaklarınızın fotoğraflarını paylaşın ama lütfen bakışlarınızı çekin o küçük bedenin üzerinden…

Ama illahi de bir şey yapmak istiyorsanız, uyumadan önce denizi düşünün ve sorun kendinize:

“Kıyıya vuran çocuklar rüya görür mü?”

BELEDİYE TİYATROLARI VE SÖZLEŞMELİ OYUNCULAR

tiyatron

Türkiye’de Darülbedayi ile başlayan kurumsal tiyatro serüveni, bütçe sorunları ile paralel bir gelişim göstermektedir. Kurumsal tiyatroların gelişmesi yahut gerilemesi de, doğrudan o tiyatroya ayrılan bütçeyle bağlantılı olmuştur. Türkiye Cumhuriyeti kuruluşundan itibaren, gelişmekte olan ülkeler kategorinde olduğundan, tüm kurumları da, gelişmekte olan kurumlar olarak kalmıştır. Batılılaşma gayretiyle kurulan tiyatrolar, bu gayreti gösteren otoritenin zayıflamasıyla, kar zarar hesabı yapılan işletmeler gibi algılanmaya başlamıştır. Bu tiyatroları ayakta tutmaya çalışan samimi tiyatrocuların gayreti, kurum olarak tiyatroları ayakta tutsa da, tiyatroların kültür yaşamına etkisi kuruluş döneminin gerisinde kalmıştır. Bu gerileme, kadrolu sanatçıların maaş bekleyen memurlara, tiyatro eğitimi almış birçok genç sanatçının da çalıştıkları kurumların sözleşmeli personeli olmasına yol açmıştır.

Şu sıralar Bakırköy Belediye Tiyatrosu’nda yaşananlar, ülkenin dört bir yanında faaliyet gösteren belediye tiyatrolarının her an karşılaşabileceği bir durumdur. Diğer belediyelerde şu an için bir sorunun görünmemesi, yalnızca kar zarar hesabı yapan yöneticilerin harekete geçmemesi ve yaşanılan kimi olayların basına yansımamasından kaynaklanmaktadır. Yoksa Aydın Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları ve Konservatuar Şube Müdürü ve Genel Sanat Yönetmeni Serkan Fırtına’nın Liman Müdürlüğü’ne sürülmesi olayı, en az Bakırköy Belediye Tiyatrosu sanatçılarının başına gelenler kadar vahimdir. Daha da vahim olan ise, belediye tiyatrolarında çalışan sözleşmeli personellerin, yöneticiler tarafından bu kadar kolay sürülebilmesi ve işten çıkarılabilmesidir. Böyle bir baskı altında olan sanatçıların, özgür ve özgün yapıtlar çıkarabilmesi mümkün müdür?

Yoksulluk sınırının altında bir maaşla ve bu maaşın da her an kaybedilebileciği korkusuyla özgür ve özgün bir çalışmanın yapılması oldukça zordur. Daha da zor olanı ise, belediye ile yapılan o sözleşmenin getireceği sonuçları bilerek ama maddi çaresizliklerden dolayı o sözleşmenin altına imza atmaktır.

Tüm ülkeyi bir şirket gibi yöneten siyasetçilerden bunun aksini beklememek gerekir. Çünkü hiçbir şirket, kasasından para çıkacağını bilerek, sırf müşterilerini memnun etmek için tiyatro açmaz. Şirketlerin insafına kalan tiyatrocuların bu şirket mantığına karşı mücadele etmekten başka şansı kalmamıştır. GELİN HEP BİRLİKTE ŞİRKETE KARŞI MÜCADELE EDELİM!